25 Eylül 2011 Pazar

Kimya Tarihinde Verilmiş Büyük Ayarlar I - Aşağılanmaktan İlk Nobele



1877'de o yılların en ünlü kimyagerlerinden (solda) Leibzif Üniversitesi'nden Hermann Kolbe şöyle yazıyordu:




"Bir süre önce, Almanya'da kimya araştırmalarının kötüleştiğini, bunun nedenlerinden birinin de genel eğitimin ve iyi bir kimya eğitiminin eksikliği olduğunu ifade etmiştim... Benim görüşlerim kendilerine abartılı gelenler varsa, onlar mümkünse lütfen, içi çocukça fantezi döküntüsü ile doldurulmuş bir belgeyi, Sayın Van't Hoff'un "Uzayda Atomların Düzeni" adlı yakın zamanda yayınlanmış hikayesini okusun... Öyle görülüyor ki, Utrecht Veteriner Koleji'nin bir çalışanı olan bu Dr .J .H. Van't Hoff, gerçek bir kimyasal araştırmaya elini sürmemiş. Anlaşılıyor ki o veteriner kolejinin ahırlarından aldığı cesur Pegasus'un sırtına binmeyi daha uygun bulmuş. Parnasus Dağı'na doğru cesur uçuşu sırasında, atomların uzayda nasıl düzenlendiğini görmüş ve şimdi gördüklerini insanlara ilan ediyor."

Meslek hayatının sonuna yaklaşmış olan Kolbe, 22 yaşında bir Alman bilimcisinin makalesine tepki
gösteriyordu. Tepki göstermekle kalmıyor onu yerden yere vuruyor, "sen anca beygirlere arpa verirsin aslanım" demeye getiriyordu. Kolejli kızın meslek liseli öğrenciyle dalga geçişi gibiydi adeta. Neyse, 1874 eylülünde yayınlanan makalesinde Van't Hoff, merkez bir karbon atomu etrafındaki dört atomun uzaysal düzeninin düzgün dörtyüzlü olduğunu öne sürmekteydi. Genç fransız kimyageri olan J. A. Le Bel, Kasım 1874'teki bir yayınında, bağımsız olarak aynı fikri geliştirmişti. Yine de, Kolbe'nin yorumundan sonraki 10 yıl içinde, Van't Hoff'un "çocukça fantezileri"ni kanıtlayan bol miktarda delil bulundu. Daha sonraki kariyerinde (1901'de), van't Hoff başka çalışmalarından dolayı kimyada ilk Nobel Ödülü kazanan kişi olarak ün kazandı. O artık en büyük kimyacıların bile kendisiyle tanışıp profil fotoğrafı çektirmek isteyecekleri kadar meşhur biri olmuştu, önünde kimse duramazdı. Ne yazık ki Kolbe amca bu günleri göremedi.


van't Hoff ve Le Bell'in yayınları, birlikte, moleküllerin üç boyutlu yapılarını dikkate alan bir çalışma olan stereokimyada önemli bir ihmale dikkat çekti. Bu arada stereokimya Louis Pasteur tarafından onun muhteşem gözlemleri ışığında çok daha önceleri kurulmuştu. -Pasteur'un ne yaptığını daha sonra eklerim-


van't Hoff ve Le Bell' in ortaya attıkları en önemli teori;
CHXYZ molekülünde iki enantiyomerik bileşik* bulunur.

Bu bilginin bilinmemesi ya da gözardı edilmesi sonucu x yılında piyasaya sürülen y ilacı, o ilacı kullanan hamile kadınların çocuklarının özürlü doğmasına yol açmış çünkü ilacın iki enantiyomerinden biri ilaç etkisini gösterip tedavi ederken diğeri Ajdar'ların, Justin Bieber'lerin, astrologların ve onlara inananların doğmasına yol açmış.


*Enantiyomer kavramını "yoldan geçen adama" anlatmak gerekirse:
hemen alttaki resimdeki iki molekül birbirinin enantiyomeridir ve aynı gibi görünmelerine bakmayın farklı iki kimyasaldırlar.

Neden farklı olduklarını da şöyle açıklayayım bu iki molekül bir anahtar olsun.
biri diğerinin ayna görüntüsü olacak haliyle. anahtarınızın "tıpatıp aynısı" yani ayna görüntüsü olan diğer anahtar kapınızın kilidini değil açmak kilide girmeyecektir bile değil mi? işte bu yüzden farklı özellikler gösterirler ve farklı moleküldürler.

Gene anlamadıysanız ellerinize bakın; birbirlerinin tıpatıp aynıları ama biriyle tokalaşıp tepkimeye(tokalaşmak) gireceğiniz zaman ona, doğru elinizi uzatmazsanız tokalaşamazsınız.

Yazı ilginizi çekmediyse ya da vakit kaybı olarak bulduysanız TIKLAYIN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder